DeutschMut
Köln'den birebir Almanca

Bir sürü yöntem denedin.
Hiçbiri seni tanımadı.

Kurs, uygulama, kitap, YouTube. Hepsi herkese aynı şeyi veriyor. Hangi kuralda üçüncü kez takıldığını, hangi kelimeyi kaç kez unuttuğunu, dün ne yaptığını bilen yok. Asıl yoran şey de Almancanın kendisi değil: sana uyup uymadığı belli olmayan yöntemlerle, nereye gittiğini görmeden ilerlemek.

Burada kurduğumuz şey bunun tersi. Her hafta online birebir ders yapıyoruz; yazdığın her cümle, sorduğun her soru, gönderdiğin her ses kaydı sistemin seni biraz daha tanımasını sağlıyor. Yol haritanı ona göre çiziyor, sonra yaptığını denetliyor. Bir ay sonra panel seni ilk günkünden çok daha iyi tanıyor.

Ya da paketlere bak — hangisinin sana uyduğunu birlikte de konuşabiliriz.

5,0
333ders verildi

Preply profilindeki güncel sayılar — profili aç

Tanıdık geliyor mu

Bunlardan biri sana ait mi?

  • Kelimeleri okuyunca tanıyorsun. Konuşma sırası sana gelince hiçbiri aklına gelmiyor.
  • Kursta herkes aynı hızda ilerliyor. Sen ya bir konuda takıldın ve sınıf gitti, ya da bildiğin bir konuyu üçüncü kez dinliyorsun.
  • Uygulamada uzun bir serin var. Markette konuşmaya kalkınca hâlâ donuyorsun.
  • Gramer kitabını bitirdin ama bir e-postayı hâlâ çeviriyle yazıyorsun.
  • Her gün bir şeyler yapıyorsun ama doğru şeyi mi yapıyorsun bilmiyorsun. Ne kadar çalışırsan çalış, yeterli hissetmiyorsun.

Bunların hiçbiri Almanca bilmemekle ilgili değil. Hepsinin altında aynı şey duruyor: senin nerede takıldığını, neden orada takıldığını ve hangi anlatımın sana işlediğini izleyen kimse yok. O yüzden harcadığın emek çoğu zaman doğru yere denk gelmiyor.

Bunu tek başına çözmek de zor, çünkü insan kendi kör noktasını göremiyor. Unuttuğun şey aklına gelmiyor. Yanlış bildiğin şeyi zaten doğru sanıyorsun. Bunu dışarıdan birinin görmesi lazım; ve o kişinin zamanla seni tanıması gerekiyor.

Burada sana aynı anda dört şey veriliyor. Aynı yoldan geçmiş, Almancayı sıfırdan kurmuş bir öğretmen. Yedi yıllık birebir ders deneyiminin içinden çıkmış, her ayrıntısı düşünülmüş bir ders yolu. İnsanın nasıl öğrendiğine ve hafızanın neyi tuttuğuna göre kurulmuş bir çalışma düzeni. Bir de bütün bunları ders bittikten sonra da yürüten bir sistem.

Dördü ayrı ayrı pek işe yaramıyor. Ders veren yerlerde ders dışını taşıyan bir sistem yok; sistem kuran yerlerde de seni tanıyan biri yok. Bunları bir arada çalıştırmak için kurduk. Bir sonraki bölüm bunun detayı.

Kim öğretiyor

Yunus Emre Kurtuluş

Önce bir yıl Amerika'da okudum; İngilizceyi orada sıfırdan kurdum. Sonra Almanya'ya geldim ve Almancam sıfırdı. Hiç. Altı ay sonra B2 sertifikamı aldım — bunu bir vaat olarak değil, o yolun nasıl bir şey olduğunu bildiğimi söylemek için yazıyorum. Bu süre herkeste başka türlü işliyor.

Burada liseyi bitirdim, Abitur'umu aldım. Şu an Köln'de Uygulamalı Psikoloji okuyorum. Okudukça şunları yakından görme fırsatım oldu: insan gerçekten nasıl öğreniyor, hafıza neyi neden tutuyor, dil öğrenmek insanı psikolojik olarak neden bu kadar yoruyor.

Yedi yıldır ders veriyorum: çocuklara, üniversite öğrencilerine, işe başlamak için Almancaya ihtiyacı olan yetişkinlere. Goethe ve telc sınavlarına A1'den C1'e kadar öğrenci hazırladım.

Yedi yıl boyunca da hep aynı sahneyi gördüm. Ders biter, herkes kendi hayatına döner. Aradaki günler boşa gider, çünkü ne yapacağını bilmeyen insan ya hiçbir şey yapmaz ya da yanlış yere çalışır. Bir sonraki derse oturduğumuzda geçen haftanın bir kısmı silinmiş oluyor. Bu kimsenin tembelliği değil, bu işin standart hâli.

Paneli bunun için kurduk. Psikolojide okuduklarım, yedi yılda biriken ders deneyimi ve bu yolu kendim yürümüş olmam hep aynı yeri gösteriyordu: mesele ders saati değil, aradaki günler.

Dil öğrenmek bir süreç ve bu süreç herkeste başka bir yerden kırılıyor. Birinin nerede zorlandığını, neden orada zorlandığını, hangi anlatımla kavradığını ve neyin aklında kaldığını görmeden doğru yolu çizemezsin. Ben bunu hem yedi yılın içinden hem okuduğum psikolojiden tanıyorum. Bir de hipnoz sertifikam var: zihnin baskı altında nasıl çalıştığını ve insanın yabancı dil konuşurken yaşadığı korkuyu oradan da biliyorum. Bu bir hizmet değil; derste hatayı nasıl söylediğimi belirleyen bir bilgi.

Kurslarda kimseye özel bir müfredat yok. Ders veren çoğu kişi bu işin zihinsel tarafını, öğrencinin içeride verdiği kavgayı hesaba katmıyor; uygulamalar zaten bakmıyor. Burada olan şey şu: panel her derste seni biraz daha tanıyor, yol haritan ona göre güncelleniyor ve bu yolu birlikte yürüyoruz. Verimli olsun diye uğraşıyorum, keyifli olsun diye de.

Preply'daki genel puan 5,0 · 333 ders.

“Yunus Emre ile yaklaşık 10 gün çalışma fırsatı buldum, çok ilkel olan Almancam bu kadar kısa sürede A2 seviyesine ulaştı, bu başarıda en büyük pay ona ait. Sadece onu şiddetle tavsiye edebilirim.”
Ümit · 19 Mayıs 2026
“Ders anlatımı, ilgisi ve öğrencilerine yaklaşımı gerçekten çok iyi. Konuları anlaşılır bir şekilde anlatıyor ve anlamadığımız yerlerde yardımcı oluyor. Kendisiyle ders yapmak hem verimli hem de keyifli. Kesinlikle tavsiye ederim.”
Arda · 21 Ağustos 2026
“Dersler her zaman akıcı ve anlaşılır oluyor, çok pozitif ve motive edici bir yaklaşımı var. Ders sonrasında verdiği ödevler de derste öğrendiklerimi pekiştirmek açısından çok verimli”
beyza · 13 Mart 2026
“Çocuklarım Yunus Emre ile öğrenmeyi seviyor. O nazik, sabırlı ve çok iyi açıklıyor.”
Jemal · 29 Haziran 2026
“Başta Almanca konuşmaktan çekinen biriydim ama Yunus'la derslere başladıktan sonra özgüvenim çok arttı. Dersleri çok iyi planlıyor, anlatımı sade ve sistemli. Artık grameri sadece ezberlemiyor, gerçekten anlıyorum. Her dersin sonunda somut ilerleme hissediyorum.”
Zehra · 11 Kasım 2025
“Benim adım Demir, şu anda 12 yaşındayım ve Almanya'daki Münih Üniversitesi'nde eğitim almayı hedefliyorum. Bu hedefime ulaşmak için akıcı Almanca öğrenmem gerekiyordu ve Yunus Emre, sadece birkaç hafta içinde hedefime daha da yaklaşmama yardımcı oldu. Almancayı eğlenceli hale getiriyor. Çok sabırlı ve hata yaptığımda asla sinirlenmiyor.”
Demir · 19 Temmuz 2025

Preply üzerinden doğrulanmış değerlendirmeler — hepsini profilde oku

Nasıl işliyor

Haftanın yedi günü, beş adımda

Her hafta online birebir ders yapıyoruz. Derste senin hedefine göre konu işliyoruz ve pratik yapıyorsun. Dersten sonra panele bir rapor düşüyor: ne işledik, nerede iyiydin, nereye odaklanmamız gerekiyor, bir sonraki derse kadar ne yapman lazım. Yani ne yapacağını da neden yapacağını da biliyorsun. Ders olmadığı günlerde süreci hem panel hem ben takip ediyoruz.

Önce hedefin tarih oluyor

"Almanca öğrenmek" bir hedef değil. Mayısta B1 sınavı, eylülde Ausbildung başvurusu, üç ay sonra iş görüşmesi — bunlar hedef. Hangisiyse onu konuşuyoruz ve geriye doğru sayıyoruz: o tarihe kadar neyin oturması gerekiyor, hangi sırayla. Ders de panel de bu takvime göre kuruluyor. Hedefin yoksa da sorun değil, birlikte koyarız — ama plan onsuz başlamıyor.

Derste konuşuyorsun

50 dakika, birebir, kamera açık. Ağırlık senin konuşmanda. Hata yaparsın, oracıkta düzeltiriz, sebebini yazarım. Dersten sonra o dersin raporunu panele yazıyorum: ne işledik, nerede iyiydin, sırada ne var.

Panel sıradaki işi söylüyor

Ertesi sabah panelde tek bir liste var: bugün şu kelimeler, şu alıştırma, şu yazma görevi. Neden o sıra olduğunu da yazıyor. Karar vermek zorunda değilsin.

Her gün konuşuyorsun, panel dinliyor

Günün sonunda kısa bir sesli kayıt yapıyorsun. Söylediğin tarayıcında yazıya dönüyor; panel kurduğun cümlede tekrar eden hataları not ediyor, derse kadar biriktiriyor. O notu derste birlikte açıyoruz. Yani konuşma haftada bir-iki derste değil, her gün ilerliyor. Bir dilde asıl zor olan kısım bu ve sırf derse bırakılırsa olmuyor.

Ölçüyor, planı değiştiriyor

Ölçülen şey sadece kelime değil: hangi kuralda kaç kez hata yaptığın, hangi alıştırmada durakladığın, neyi günlerdir atladığın da kayıtta. Bir kelimeyi tanıyıp cümlede kuramıyorsan panel onu başka biçimde önüne getirir; aynı hatayı üçüncü kez yaptıysan ertesi günün ilk işi o olur.

TanımaGördüğünde anlıyor musun
Hatırlamaİpucuyla aklına geliyor mu
ÜretimKendin cümle kurabiliyor musun
Panel

Panel tek başına da alınıyor. Ders alıyorsan zaten senin.

Panel, yedi yıllık ders deneyiminin üstüne kuruldu: o yıllarda tekrar tekrar görülen takılmaların her birinin panelde bir karşılığı var. Derste ben düzeltiyorum, panel sen evdeyken düzeltiyor. İkisi aynı kayda işliyor ve o kayıt zamanla seni daha iyi tanıyor.

Panel yalnızca plan tutup ölçen bir yer de değil: içinde 106 konu anlatımı var. Her konu önce sade bir dille açıklanıyor, hemen ardından o konunun alıştırması geliyor, sonunda gerçekten oturmuş mu diye kontrol sorusu çıkıyor. Bu sıra keyfî değil: okuyarak değil, kullanarak ve hatırlamaya çalışarak öğreniyorsun.

Bir de şu: dersler Türkçe konuşan biri için yazıldı. Der/die/das'ın neden bu kadar zor geldiğini anlatan bir konu, Türkçede isimlerin cinsiyeti olmadığını söyleyerek başlıyor. Akkusativ'i anlatırken "bu, Türkçedeki -i ekinin karşılığı" diyor. Genel bir Almanca kursu bunu yapamaz, çünkü senin hangi dilden geldiğini bilmiyor.

Tek başına9 €/ay lansman fiyatı · liste 19 €

Dürüst olalım

Bu iş uzun sürüyor. Kolay olduğunu söylemeyeceğim.

Almanca aylar alır. Bunu değiştiremem. Değiştirebildiğim şey, o ayların nasıl geçtiği. İnsanların çoğu zorluktan değil, belirsizlikten bırakıyor. Sistemin tamamı bırakmanın olduğu yerlere göre kuruldu.

  • Günlük iş bitirilebilirBugün ne kadar vaktin varsa onu söylüyorsun; plan ona göre kuruluyor. On dakikaysa kelime tekrarıdır, kırk dakikaysa yeni bir konudur. Büyük hedef üç haneli görünür ve felç eder; panelin ana ekranında tek gün var, bu yüzden.
  • Karar yükü sende değilNe çalışacağına karar vermek, çalışmanın kendisinden daha çok yoruyor. Ertesi sabah liste hazır geliyor; açıp yapmak dışında bir iş kalmıyor.
  • İlerleme görünürNeyin oturduğu, neyde hata yaptığın ve nerede yardıma ihtiyacın olduğu ayrı ayrı yazıyor. Görünmeyen ilerleme, olmayan ilerleme gibi hissettiriyor; bırakmaların çoğu tam orada oluyor.
  • Kötü hafta planı bozmuyorZamanın yoksa panele söylüyorsun, plan küçülüyor. Sıfırdan başlamak yok, seri kırıldı diye cezalandırma yok — o mekanikler bırakma sebebi, devam sebebi değil.

Köln'de Uygulamalı Psikoloji okuyorum. İlgilendiğim üç şey var ve üçü de bu işin tam ortasında duruyor.

İnsan gerçekten nasıl öğreniyor. Okumakla, tanımakla, seçenekler arasından doğruyu bulmakla değil; hatırlamaya çalışmakla ve kendi cümleni kurmakla. Panelde tanıma, hatırlama ve üretimin ayrı ayrı ölçülmesinin sebebi bu: üçü aynı şey değil ve aynı hızda gelişmiyor.

Dil öğrenmek insana ne yapıyor. Yetişkin bir insanı bir çocuk gibi konuşmak kadar yoran az şey var. Utanma, donma, “benden olmuyor” hissi bu işin normal parçası, kusur değil. Literatürde adı da konmuş: yabancı dil kaygısı (Horwitz ve ark., 1986). Derste hatayı nasıl söylediğim, panelde düzeltmenin nasıl yazıldığı, listenin neden üç madde olduğu hep bununla ilgili.

Hafıza neyi tutuyor. Öğrendiğin şey rastgele değil, oldukça düzenli bir biçimde soluyor. Tekrar tam solmaya başladığı güne denk gelirse kalıcı oluyor; erken gelirse zaten bildiğin şeyi tekrar etmiş oluyorsun, geç kalırsa baştan öğreniyorsun. Bir kelimenin hangi gün karşına çıkacağına bu yüzden ne sen karar veriyorsun ne ben.

Fiyat

İki yol var. İkisi de panelden geçiyor.

Panel tek başına alınabiliyor ve tek başına çalışıyor. Birebir ders istersen üstüne ekleniyor; o zaman panel için ayrıca ödeme yok.

Aşağıdaki bütün rakamlar AYLIK ücret — ders ücreti değil. En sık karışan yer burası, o yüzden bir örnekle: haftada 1 ders paketi 119 €/ay. Bu bir dersin değil, bir ayın tamamının fiyatı; o ayki dört ders de içinde. Ders başına ayrıca ödeme yok, kayıt ücreti yok. Ayda bir kez ödüyorsun, istediğin ay bırakıyorsun.

Yol 1

Sadece panel

Seviye tespitiyle başlıyorsun, panel sana bir yol haritası çıkarıyor ve her gün o günün işini veriyor. Yazdığını düzeltiyor, konuştuğunu dinliyor, yanlışlarını biriktirip doğru zamanda önüne getiriyor. Hedefin ve zamanın değiştikçe plan da değişiyor.

Bütçesi derse yetmeyen, kendi temposunda gitmek isteyen ya da bir kursa gidip de "sırada ne var" sorusuna cevap bulamayan için.

İstediğin ay durdurabilirsin. Panelin bütün içini burada görebilirsin.

Açık
9 €/ay
Lansman fiyatı — liste 19 €/ay.
Yıllık 90 €, iki ay bedava.
Hesabını aç

Yol 2 — panel + birebir ders

Aylık çalışma programı; istediğin ay bırakırsın.

Üç pakette de aynı:

  • 50 dakika, birebir, görüntülü
  • Panelin tamamı — ayrıca ödeme yok
  • Her derse yazılı özet; panelde o derse bağlı alıştırmalar
  • Yazdıklarına panelden anında geri bildirim; derste birlikte bakıyoruz
  • Sınav simülasyonları ve tam tekrar

Paketler arasındaki tek fark ders sıklığı — yani ne kadar hızlı ilerlediğin.

Haftada 1 ders

Aylık ücret

119 €/ay

Ayda 4 ders dahil

Yani ders başına ~30 € — ama ayrı ayrı değil, ayda bir kez 119 € ödüyorsun. Panel de bu fiyata dahil.

  • Ayda 4 birebir ders
  • Düzenli gitmek, bütçeyi zorlamamak isteyenler için
  • Dersler arası uzun: ders dışı çalışma daha çok sende
Bu paketle başla Önce ücretsiz tanışalım
Önerilen

Haftada 2 ders

Aylık ücret

199 €/ay

Ayda 8 ders dahil

Yani ders başına ~25 € — ama ayrı ayrı değil, ayda bir kez 199 € ödüyorsun. Panel de bu fiyata dahil.

  • Ayda 8 birebir ders
  • İki ders arası üç gün: unutma başlamadan tekrar geliyor
  • Çoğu öğrencide en dengeli tempo bu
Bu paketle başla Önce ücretsiz tanışalım

Haftada 3 ders

Aylık ücret

240 €/ay

Ayda 12 ders dahil

Yani ders başına 20 € — ama ayrı ayrı değil, ayda bir kez 240 € ödüyorsun. Panel de bu fiyata dahil.

  • Ayda 12 birebir ders
  • Sınav tarihi yakın olanlar ve hızlanması gerekenler için
  • Haftada üç temas: konu unutulmadan üstüne biniyor
Bu paketle başla Önce ücretsiz tanışalım
Dört yol

Almanca öğrenmenin birçok yolu var.

Hepsi işe yarıyor ve hiçbiri yanlış değil — ama her biri farklı bir şeyi çözüyor. Hangisinin sana uyduğu, senin nerede takıldığına bağlı. Kendini hangi satırda tanıyorsan cevabın orada.

Goethe-Institut kursu

1.377–1.836 € / tek seviye

A1'den B1'e kadar tamamı yaklaşık 4.600–5.000 €.

  • Grup dersi. Tempo senin değil, sınıfın.
  • Takıldığın yerde durulmuyor, program akıyor.
  • Kurumsal, köklü, sertifikayı veren yer aynı yer.

Başka bir özel hoca

20–30 € / ders saati

Birebir ilginin kendisi burada da var; ayda sekiz ders yaklaşık 200 €.

  • Tempo senin, soru sorabiliyorsun. İyi hocalar var, kendim de o listedeyim.
  • Satılan şey ders saati. Ders bitince aradaki günleri takip eden bir şey yok.
  • Hatalarının kaydı tutulmuyor; üçüncü kez yaptığın hata bir yerde yazmıyor.

Uygulamalar

Aylık birkaç euro

En ucuzu, ve alışkanlık kurmakta gerçekten iyiler. Ölçtükleri şey farklı.

  • Çoğunlukla tanıma ölçülür: doğru şıkkı seçmek. Şıkkı bulmak kolaydır ve öğrenmiş gibi hissettirir, ama hafızada hatırlamaya çalışmak kadar iz bırakmaz.
  • Sınav formatına göre kurulmamışlar. Goethe ya da telc'e gireceksen, yazma ve konuşma bölümlerini ayrı çalışman gerekiyor.
  • Yazdığın cümleyi kimse okumuyor. Hatanın sebebi yazılmıyor, üçüncü kez yaptığın hata fark edilmiyor.

Birebir ders + panel

Buradasın

199 € / ay

Haftada iki ders (50 dk) ve ders dışında çalışan bir sistem.

  • Tempo senin. Takıldığın yerde durulur, bildiğin yer atlanır.
  • Tanıma, hatırlama ve üretim ayrı ayrı ölçülür; günlük plan aradaki farka göre değişir.
  • Goethe ve telc formatında altı sınav simülasyonu, gerçek süreyle.

Ders başına yaklaşık 24,9 € — panel dahil.

Buradaki hiçbir yol kötü değil. Goethe iyi bir kurs, sertifikayı veren yer de aynı yer. İyi hocalar var; kendim de haftada birkaç saat Preply üzerinden ders veriyorum. Uygulamalar alışkanlık kurmakta gerçekten iyi ve öğrencilerime yanında kullanmalarını söylüyorum.

Ama üçünün de ortak bir boşluğu var: hiçbiri seni tanımıyor, tanısa da kaydını tutmuyor. Sınıf hangi kuralda takıldığını bilmiyor. Uygulama üçüncü kez aynı hatayı yaptığını görmüyor. En iyi hoca bile dersten sonraki günlerde ne yaptığını göremiyor. Öğrenmenin çoğu orada oluyor.

Bu boşluğu önce kendim yaşadım, sonra yedi yıl boyunca karşımdaki her öğrencide aynı yerde gördüm. Panel tam olarak onu kapatmak için var: derste yakaladığım şey, sen evdeyken de yakalansın diye.

Sık sorulanlar

Aklına takılanlar

Hiç Almanca bilmiyorum. Olur mu?

Olur. Sıfırdan başlayan öğrencilerle çalışıyorum ve panelin yolu A1'in ilk dersinden başlıyor. İlk derslerde Türkçe konuşuruz, Almanca yavaş yavaş artar.

Çok geç mi başlıyorum?

Yedi yıldır çocuklardan yetişkinlere her yaş grubuna ders veriyorum. Hızı belirleyen şeyin yaş olduğunu söyleyemem — haftada ne kadar zaman ayırabildiğin çok daha belirleyici.

Zamanım yok. Haftada kaç saat gerekiyor?

Dersler haftada 1–3 kez, 50'şer dakika. Panelin günlük planı ortalama 15–20 dakikalık bir iş; ne kadar zamanın olduğunu panele söyleyebiliyorsun ve plan ona göre kısalıyor.

Yoğun bir haftaysa günde 10 dakika da bir şeydir. Sıfır olan haftalarda ilerleme durur — bunu da dürüstçe söylemek gerekiyor.

Daha önce iki kez bırakmıştım. Yine bırakır mıyım?

Bilemem, ama bırakmaların çoğu aynı iki yerde oluyor: ne yapacağını bilmediğin hafta ve ilerlemediğini sandığın hafta. İkisi de panelin çözmeye çalıştığı şey.

Bir de şu var: ders bir randevu. Saat belli, karşında biri var. Tek başına çalışmakla kıyaslanacak bir şey değil.

Ders dışında ne yapacağım?

Panelde o gün için hazırlanmış bir liste olacak: birkaç kelime tekrarı, bir alıştırma seti, kısa bir yazma ya da konuşma görevi. Ne yapacağını sen seçmiyorsun; dünkü performansına göre sıralanmış olarak önüne geliyor. Yeni bir konuya sıra geldiyse o konunun anlatımı da panelin içinde duruyor; 106 konu anlatımının hepsi orada. Panelin içini burada görebilirsin.

Entegrasyon kursu (Integrationskurs) daha mantıklı değil mi?

Yerin varsa ve bekleyebiliyorsan mantıklı: devlet destekli, katılımcı payı 700 saat için 1.603 €. Ben de uygun olan öğrencilere “önce ona bak” diyorum.

Sıkıntı erişimde ve sonuçta. Kurs ödeneği son bütçede kısıldı ve gönüllü katılımcılara kabul durduruldu; yer açılmasını beklemek çoğu yerde aylar alıyor. Bir de kursu bitirmek B1'i almak anlamına gelmiyor — bitirenlerin azımsanmayacak bir kısmı B1'e ulaşamadan çıkıyor.

Sertifika alabilir miyim?

Sertifikayı Goethe-Institut ve telc veriyor, ben vermiyorum. Benim yaptığım iş o sınava hazırlamak: A1'den C1'e kadar öğrenci hazırladım.

Panelde Goethe ve telc formatında altı sınav simülasyonu var (A1, A2, B1) — gerçek süreyle, ipucu olmadan.

Almanya'da değilim. Olur mu?

Olur, dersler çevrimiçi. Nerede olursan ol, sana uyan bir saat bulmaya çalışırız — takvimde uygun bir saat göremezsen yaz, bakarız.

İptal edebilir miyim?

Program aylık işliyor. Bir sonraki ay yenilenmeden durdurursan ek ücret çıkmaz; o ay için ödediğin dersleri kullanmaya devam edersin. Uzun taahhüt yok.

Ödemeyi Türkiye'den yapabilir miyim?

Evet. Türkiye'den girdiğinde ödeme ekranı fiyatı TL olarak gösteriyor ve TL tahsil ediyor; ayrıca bir şey yapman gerekmiyor. TL karşılığı güncel kura göre hesaplandığı için aydan aya biraz oynayabilir.

Paneli ayrıca alabilir miyim?

Evet, panel tek başına satılıyor: lansman fiyatı 9 €/ay (liste fiyatı 19 €), yıllık 90 € — iki ay bedava. Ders almadan da çalışıyor — seviye tespitini kendisi yapıyor, yol haritasını kendisi çıkarıyor, yazdığını ve konuştuğunu kendisi değerlendiriyor.

Farkı şu: derste yakaladığım hatalar panele düşünce plan daha isabetli oluyor, çünkü bir insanın gördüğü şey başka. Ama panelin tek başına yaptığı iş "derse ek" değil, kendi başına bir iş.

Tanışma dersi gerçekten ücretsiz mi?

Evet. 25 dakika, kart bilgisi istenmiyor, sonunda bir şey satın almak zorunda değilsin. Bana da faydası var: kiminle çalışacağımı önceden görmüş oluyorum.

Ücretsiz · 25 dakika · kart istenmiyor

Ücretsiz tanışma dersini ayarlayalım

Önce dört kısa soru — böylece görüşmeye seni biraz tanıyarak geliyorum ve yirmi beş dakikanın hepsi sana kalıyor. Hemen ardından takvim açılıyor.

Soru 1 / 4

Bir sonraki adım yirmi beş dakika.

Ondan sonra devam edip etmeyeceğine kendin karar verirsin. Karar vermeni kolaylaştıracak her şeyi o görüşmede göstereceğim.

Ya da paketlere bak — kararını verdiysen doğrudan başlayabilirsin.