Almanca öğrenmeye çalışan birinin elinde bugün her şey var:
bedava video, ucuz uygulama, kalın kitap, şehirdeki kurs. Yine de
insanların büyük kısmı aynı yerde duruyor. Sebep tembellik değil,
kaynak eksikliği de değil.
Sebep şu: bu araçların hiçbiri seni tanımıyor. Sınıf,
sınıfın ortalamasına göre ilerliyor — sen Akkusativ'de takıldın
diye program durmuyor. Uygulama herkese aynı listeyi veriyor,
senin işinde geçen kelimeleri bilmiyor. İyi bir hoca bile dersten
sonraki altı günü göremiyor; oysa öğrenmenin çoğu o altı günde
oluyor.
Sonuç her seferinde aynı: birkaç hafta gidiyorsun, bir gün
kaçırıyorsun, geri dönmek zorlaşıyor ve bırakıyorsun. Sonra yeni
bir yöntem deniyorsun ve kendini bir kez daha baştan anlatıyorsun.
Bırakma anları rastgele değil. Hep aynı üç yerde oluyor: ilk
gerçek zorlukta, bir gün kaçırdıktan sonra, ve ilerlediğini
göremediğinde. Psikoloji okuyor olmam burada işime yarıyor —
çünkü sistemi bu üç noktaya göre kurduk: plan yoğun
haftada küçülüyor, kaçırılan gün birikmiş bir borç gibi
durmuyor, ve ilerleme görünür kalıyor.
Biz bu yüzden bir ders daha satmıyoruz. Bir kayıt tutuyoruz.
Hangi kelimeyi tanıdığını ama kuramadığını, hangi kurala üçüncü kez
takıldığını, hangi günlerde çalışıp hangilerinde kaybolduğunu —
hepsi bir yerde birikiyor ve yarının planını o birikim yazıyor.
Ders alıyorsan o kaydı ben de okuyorum; almıyorsan panel tek başına
okuyor. İkisinde de tanınıyorsun.