İstanbul → Amerika · 14 yaşında
Havaalanında 2 buçuk saat çıkamadığım o gün.
İstanbul'da doğdum, büyüdüm. 14 yaşında, ailemi geride bırakıp tek başıma Amerika'ya gittim. Hayalimde dünya vardı.
İlk gün — havaalanından çıkamadım. 2 buçuk saat boyunca etrafımdaki insanların İngilizcesini anlayamadım. Çünkü İngilizce'yi konuşabildiğimi sanıyordum. Sınıfta öğrendiğim her şey gerçek hayatta tutmamıştı.
İşte o havaalanı koridorunda — 2 buçuk saat boyunca — anladım: dilim yetersiz değildi, sesimi nasıl çıkaracağımı bilmiyordum.
Amerika → Almanya · 15 yaşında
Ailemin yarısıyla geldiğim ülke.
1 yıl sonra Almanya'ya geldim. Ailemin yarısıyla. Diğer yarımız Türkiye'de kaldı. "Daha iyi bir gelecek" için.
Sıfırdan Almanca'ya başladım. 6 ay içinde B2 sertifikası aldım. Belge cebimdeydi.
Ama ait hissetmiyordum. Memleketimi, arkadaşlarımı, o sıcaklığı çok aradım. Almanca konuşabiliyordum ama yine de yalnızdım. Daha kötüsü — Almanca konuşmaya başlayınca tepkiler değişiyordu.
Tepki değişimleri · gerçek anlar
Aksanımdan ya da ismimden değil — geldiğim yerden.
İlk başta her şey normaldi. İnsanlarla rahat konuşurdum. Ama Türkiyeli olduğumu duydukları an her şey değişirdi. Yüzler asılırdı. Ses tonları soğurdu. Konuşma biterdi.
Bir doğum günü partisi
Bir arkadaşımın Alman arkadaşının doğum günündeydim. Yine tek başıma oturuyordum. İki kız yanıma geldi, gayet güzel konuştuk. "Aksanın ilginç, nerelisin?" diye sordular. "Türkiye" dedim. Hiçbir şey demeden kalkıp gittiler.
Bir spor salonu sohbeti
Sporda bir adamla tanıştım. Uzun konuştuk, güldük. "Nerelisin?" dedi. "Türkiye" dedim. "Ben seni İtalyan sanmıştım." Yüzü asıldı. Gitti.
Bir sınıf, bir not adaletsizliği
Sınıfta sürekli el kaldırıyordum, doğru cevap veriyordum. Almanlar parmak kaldırmıyordu, daha iyi notlar alıyordu. Çünkü onlar "oradan" biriydi, ben değildim.
Bu üç an, üç farklı yıl. Ama hepsinde aynı şeyi hissettim: geri planda kalmak. Görünmez olmak. 5. dünya vatandaşı muamelesi.
Yalnızlık + Applied Psychology
Tuvalette ehliyet sınavı çözen çocuk.
Teneffüslerde tuvalete oturup ehliyet sınavı çözüyordum. Çünkü konuşacak tek bir arkadaşım yoktu. Yalnızlığın, görünmezliğin, küçülmenin ne demek olduğunu kitaptan öğrenmedim. Yaşadım.
Üniversitede Applied Psychology okudum. Hipnoz, bilişsel davranış terapisi, kimlik psikolojisi. Konuşma korkusunun ne olduğunu bilimsel olarak anladım — ve önce kendi üzerimde denedim. İşe yaradı. Sonra öğrencilerimde uyguladım. Onlarda da işe yaradı.
Yüzlerce kişiye Almanca öğrettim. Hepsinin sorunu aynıydı: dili biliyorlardı ama konuşamıyorlardı. Sorun dillerinde değildi. Kafalarındaydı.